Iberiana – იბერია გუშინ, დღეს, ხვალ

სოჭი, აფხაზეთი, სამაჩაბლო, დვალეთი, ჰერეთი, მესხეთი, ჯავახეთი, ტაო-კლარჯეთი იყო და მუდამ იქნება საქართველო!!!

ERMENİ TALEPLERİNİN DEVAMI

 

Guram Marhuliya, Şebnem Nuriyeva

 

UYDURULMUŞ TARİHTE

“ERMENİ SOYKIRIMI

 

BAKU – 2010 

Yalan, hızla yayılsa da,
gerçeklerin üzerine çıkamaz.
Rabindranat Tagor

GÜRCİSTAN: ERMENİ TALEPLERİNİN DEVAMI

 

Ermenilerin “Hayların fikir adamlarından biri“ diye adlandırdıkları ve sonradan “Aşot Rustavi” adını taktıkları; aslındaysa dünyaca tanınmış ünlü Gürcü yazarı Şota Rustaveli şöyle diyordu: “Yalan, kişilerin kalbine ve bedenine sonsuz azap ve ıztıraplar verir.” Yalanla ilgili İsa Mesih’in de kendi fikir ve düşünceleri vardı. O, şeytanı “yalancı ve katil” olarak adlandırıyordu. (Romenlere, 5: 12) Uzun yıllar sonra havari Pavel, insanları İsa Mesih adına birbirilerini aldatmamaya, birbirlerine yalan söylememeye çağırıyordu. Demek ki, Hristiyan inancına ve eğitimine göre eğer herhangi bir kişinin yüreği yoksa ve ruhu bundan rahatsız olmuyorsa, vicdan azabı çekmeden şeytanın düzenlediği baloya da katılabilir. Bu yüzden Ermeni “bilginleri” ve politikacıları, her defasında Ermeni propagandasının yeni “şaheserleriyle” karşılaştıklarında yaptıklarından kıvanç du yarlar. Ne Havari Pavel’in, ne de Eğitimci Grigori’nin yüksek sesle söylediği vaazlar onlara yetişemez, onların umurunda olmaz. Dolayısıyla, nirvanada olduklarına, yani “ruhlarının azapdan kurtulduğuna” daha çok inanırlar. Ermenilerin yalan ve i ira ile örtülmüş anomali, ahlaka aykırı olan kibirli kişilik ve onurları, bugün onlar için tarihi yönden çok, maddi kazançlar yönünden daha önemlidir. Kaasya halkları etno-kültür araştırmacısı; ünlü Rus tarihçisi V. A. Veliçko: “Çok eskiden beri Ermeniler hakkında çok kötü kamuoyu oluşmuştur. Gerçeklik payı olmasaydı birçok halk çeşitli dönemlerde böyle fikirler söylemezlerdi. Yalnız Ermeniler her fırsa a yaygara koparmayı iyi beceriyorlar. Birileri onların hilelerini ve entrikalarını açığa çıkarmadığı sürece veya hırsızlıklarına karşı dava açmadıkça, yalnız kendileri yaygara koparmıyor, yabancı halktan olan aptal, yahut hain kişileri de gürültü koparmaya zorluyorlar.” demiştir. (“Кавказ Русское дело и меж-племенные вопросы”, Баку 1990, печ. по изд. 1904 г.)

Ortaçağ işgalcilerinin ve cizvitlerinin uzantıları olan, onların ideolojisini kopyalayan Ermeni fikir adamları: “Allah tektir, yalnız “kendi tarzında ve şeklinde” olan, faaliyeti boyunca “suçsuz ve günahsız, eşsiz, emsalsiz ve tabii ki, benzersiz” olan Ermeni halkını yaratmıştır. Savaşlarda her zaman büyük kayba uğrasa da, bu halk “ebediyyen muzafferdir.” demiştir.Dünyanın neresinde olursa olsun, eğer orada Ermeni halkı varsa, beraberinde “çilekeş, zavallı halk” tarzı duygu sö mü -rüsü de vardır. Ermeni boyası ile boyanmış, Ermeni şartlarına uygun tarzda olan “suçsuz!” cizvitlerin eği ikleri ve öğre ikleri propaganda 1907 yılında “Taşnaksütyun” partisi tarafından kabul edilmiş programın temelidir.

Bu programın birinci cümlesinde diğer halklara karşı kin ve nefret duygusu, şovenlik ruhu açığa çıkıyor; Onların  [216] (yani Taşnakların) en yüce amaçları, Ermenilerin çıkarlarına hizmet etmektir. Adı geçen belgenin 9. maddesinde bu fikre daha çok önem veriliyor.

Taşnaklar, belirledikleri amaca ulaşmak ve kamuoyunu buna alıştırmak için kısa süre içinde basını etki altına alıyorlar. Bu fikirle ilgili olarak Rus tarihçisi S. Veliçko 1904 yılında S.Peterburg’ta yayınladığı “Kaas-Rus İlişkileri ve Milletlerarası Sorun” kitabında: “Şimdi tüm Kaasya basınının istisnasız olarak Ermenilerin elinde olduğunu söyleyebiliriz.” diyordu.

“Taşnaksütyun” Partisi, okuyucuların milli görüşünü, sosyal durumunu ve problemini, politik vb. meraklarını kapsayacak şekilde kendi basınını organize etmişti. Ermenilere ait fikir ve yazılar her okuyucuya uygun şekilde sunuluyordu. Gazetelerde açık ve örtülü şekilde sağlam ve sarsılmaz Ermeni otoritesi, Ermenilerin “nankör” halklar için yaptıkları, değeri ölçüye sığmayan, bitmez tükenmez hizmetleri vurgulanıyordu. Güya Kaasya’da yaşayan, uygarlıktan haberi bile olmayan diğer “vahşi” milletlerin saygısızlıklarına karşı uyarıları kanıtlanılıyordu. Ermeni basınının milliyetçi saldırıları çoğu zaman bölgede oturan halklar arasında sonradan kanlı olaylara neden olan düşmanlık ve aşır milliyetçilik tohumları serpiyordu.

Taşnaklar kendi amaçlarına ulaşmak için düşmanları ile anlaşmalar yapmaktan da geri kalmıyorlardı. Şimdi Ermenistan’da çok sayıda kişinin bilmediği bir belge var! 1909 yılında Ermenilerin çaba ve istekleriyle “Taşnaksütyun” üyeleri ile “Genç Türkler” arasında işbirliği anlaşması yapılmıştır. Adı geçen anlaşmanın ilk 4 maddesinde şöyle deniliyor: [217]

“1. Anayasa’yı oluşturmak ve toplumun gelişimini sağlamak için güçbirliği ile mutlaka beraber mücadele etmek gerekiyor.

2. Gerici hareketlerle yine onların kullandığı yöntemlerle mücadele etmek gerekiyor.

3. Aslında her iki partinin ortak amacı, Osmanlı arazi bütünlüğünün bütün olarak muhafaza edilmesidir. (Despot Ermeniler kendilerine asırlar öncesinden miras kaldığını düşündükleri topraklarda bağımsız bir Ermenistan için can atıyorlardı.)

4. Her iki parti “bölgelerde oturan halklarının ilerlemesiyle” ilgili fikirbirliğini gösteriyor ve onların ortak Osmanlı Devleti’nin genel gelişimine destek olduklarını bildiriyor.” (М.Варданян. История., т.II. М.,1950 г.)

Yukarıda sunulan belge, Taşnakların ikili oyunlarda ne kadar usta olduklarını kanıtlıyor. Onlar Ermenilerin “bağımsızlığa can a ıkları” ile ilgili söylentileri tekzip etmek için “sözde” silahlanarak “Osmanlı toprak bütünlüğünü” korumak istediklerine hazır olduklarını da bildiriyorlardı. Şu belgelerdeki “bölgelerde oturan halklarının ilerlemesi ve gelişimi” ve “geniş yerli muhtariyet” gibi fikirlerse arada bir hatırlatılıyordu. Hakim ve güçlü Osmanlı Partisi’yle işbirliği yapan “Taşnaksütyun” Partisi kendi faaliyetini Ermenilerin yerleştikleri tüm Osmanlı İmparatorluğu arazilerinde yaymaya çalıştı. Bu konuyla ilgili Tasit Korneli’nin Ermenilerle ilgili söylediklerini hatırlıyoruz: “Asırlardan beri karakterinden dolayı bu millete güvenilmemiştir. Her zaman güçlü devletlerin arazilerinde yerleşen Ermeniler onlarla geçinememiş, Romalılara nefret, Parfiyalılara ise gıpta etmişlerdir. (K. Tasit. Annalı. II. s. 56) [218]

Bundan başka diğer sorunda da Ermeniler taktik oyunları ile amaca ulaşmışlardır; Taşnak liderleri Varmyan, Papazyan ve epey tanınmış G. Kaçaznuni 1909 yılında Ermeni milletvekili sıfatıyla Osmanlı Parlamentosu’nda temsilci oldukları için İstanbul’a davet edilmişlerdi.

Sonradan bir çok Ermeni tarihçisi Taşnakların çok da gizli olmayan ve “sonuçta kendi kendilerini aldatan” politik tutumlarını kınamışlardı. Örneğin: “Taşnaksütyun” Partisi … büyük ve kaba yanlışlıklar yapmıştır… Bu parti, zaman kazanmak için “Genç Türklerle” ilişki kurmuş, anlaşma yapmıştır. Ama Taşnakların düşündükleri gibi olmadı, zaman ne “Taşnaksütyun” Partis’ine, ne de Ermeni halkına bir fayda vermedi. Kazanan “Genç Türkler” oldu. Maalesef, “Taşnaksütyun” Partisi liderlerinin bu önemli durumu anlamadıkları sebebindendir ki, sonradan mücadele şartlarını ve görevlerini temelden değiştirmişler… Bu, onlar tarafından atılmış yanlış bir adımdı… Bu ihtiyatsız, tedbirsiz, zavallı, aciz ve ihanete eşit olan bir politika idi.” (М. Кочар. “Армяна-турецкие политические отношения и армянский вопрос”. Ереван, 1988 г.)

Taşnak liderleri, halkı her zaman kurdukları masal gibi ham hayaller ve fantazilerle aldatıyor, onları yakın bir zamanda Rusya, İngiltere ve Fransa’nın da desteğiyle “Taşnaksütyun’un” “Büyük Ermenistan”ı kuracağı ümidi ile kandırıyorlardı. Şüphesiz ki, “Taşnaksütyun”, bu adı geçen devletlerin desteği olmadan” planlarını gerçekleştiremezdi. Rusya, İngiltere ve Fransa’nın “Ermeni sorununa” bakış açıları aynı olmasına rağmen bu, egemen devletlerin her bakımdan büyük çaplı bir yardım gerçekleştireceği anlamına gelmezdi. [219]

Ermenistan’ın devlet politikasının ideolojik temeli olan Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’a karşı asılsız ve saldırgan arazi iddiaları, tabii ki Ermenileri destekleyen devletlerin politik harekatları tarafından açık şekilde destekleniliyor. Milliyetçi ideoloji örtüsü ile saklanan, etnotoplum hainleri şeklinde olan “Taşnaksütyun” Partisi ise, “seve seve” kendi halkını mahvetmekten kaçınmayacaktır.

Rus ordusu generali L. Odişelidze’nin 1915 yılında söy ledik lerini hiçbir zaman unutmayın lütfen: “Ha a Avrupa ülkelerinde bile ilk okullardan üniversitelere kadar tüm Ermeni okulları, Ermeni propagandacılarının coşkun faaliyet alanına çevrilmişti. Burada çalışan öğretmenler, yurtseverlik konusunda yazılmış övgü, türkü ve keskin hicviye ve masallarla gençleri etkiliyor, duygulandırıyor, onlarda Müslüman devletlerine karşı kin ve nefret uyandırıyor, yakında kurulacak “Büyük Ermenistan” hayaliyle kan dı rı – yorlardı. (h p://forum.bakililar.az)

Ha a Ermeni milliyetçi harekatının embriyonel dokudan oluşumu ve gelişimi, uluslararası durumla ilgili olmuş ve çoğu zaman dış politika ile belirlenmiştir. 1877-1879 yılı Rus-Türk savaşı San Stefano barış anlaşması ile bi i. Bu anlaşmaya göre Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar’daki büyük topraklarını kaybe i. Bulgaristan Özerk Yönetimi kuruldu. Bundan başka Güney Bessarabia, Batum, Ardahan, Kars ve Bayazıt Rusya’ya verildi. (“Война 1877-1878 гг.”, III т. Война в Азиатской Турции”. Под ред. A. Зыкова, СПБ, 1881г.) Ermeni milliyetçi harekatı bu olayların meydana geldiği gergin bir zamanda oluşmuştur. 1878 yılında Rus ordusu, Anadolu’ya hareket ederek Kars’ı, Erzurum’u, diğer cep -[220] hede ise Bulgaristan’ı işgal ediyor ve İstanbul civarına kadar ilerliyor. O anda Ermeniler nihayet “onların zama nının geldiğini” anlayarak Ermeni patriği Varjabedyan’ın başkanlık e iği delegasyonu Kaasya genel valisine gönderiyorlar. Onun ardından, Ermeni katalikosu Nerses “çi le keş, zavallı Ermeni halkı” muamelesi yaparak, “ko run maları ve savunulmaları” için Rusya hükümetine müracaat ediyor. Zaten Ermenilerin aktif rol oynamasıyla San Stefano barış anlaşması yapılıyor. Bu anlaşma Türkiye’nin bazı bölgelerinde Ermenilerin kendi yönetimliyile sonuçlanan reformların gerçekleştirilmesini sağlıyor. (Ф. Мартенс. Собрание трактатов и конвенций, залюченных Россией с ино – странными государствами, т. ХII, СПб., 1898 г.)

Tabii ki, Ermenilerin isteği üzerine gerçekleşen bu olaylar Osmanlı İmparatorluğu ile Ermeni cemaati arasındaki ilişkilerin gerginleşmesine neden oldu. Ermeniler tarafından iki halk arasına düşmanlık ve güvensizlik tohumları serpildi. Tüm bunların ardından 1878 yılında Berlin Kongresi’nde Rusya’nın Türkiye’den aldığı arazilerin büyük bir kısmı geri alındı. San Stefano barış anlaşmasının şartlarına göre reformları yalnız Rusya devleti kontrol e iği halde, Berlin Kongresi’nde kabul edilen karara göre ise bu görevin Kongre üyeleri olan devletlerin temsilcileri tarafından gerçekleştirileceği onaylandı. (В. Гурко-Кряжин. “Армянский вопрос”, БСЭ., т. III, М.,1926 г.) Bu durumda merkezi Van’da, şubeleri ise Tiflis, Bakü, Trabzon ve İstanbul’da aynı zamanda İran’da ve ABD’de açılan Ermeni Milliyetçi Partisi “Armenakan” organize edildi. Parti programında “devrim yolu ile Ermeni halkının hakkının ve bağımsızlığının kazanılmasının [ 221] kendi hayatlarını yöneten en önemli prensip olduğu” vurgulanılıyordu. Programda aynı zamanda devrimci çalışmaların yalnız Ermeni halkı yararın kullanılacağı belirtiriliyor: “güçlerin komşu halklar için harcanması, Ermeni halkının devrim harekatının ge liş me sini etkileyecek, dünya görüşünü, talebini ve gelişimini durdurabilecektir.” (А. Дарбинян. “Армения в дни нацианального освобождения. Воспоминания (1890-1940)”. Париж, 1947 г.) Sonradan Ermeniler arasında daha yeni devrimci harekatlar kurulmasına rağmen, onlar uzun süre faaliyet gösteremedikleri için liderliği “Taşnaksütyun” Partisi’ne bıraktılar.

Ermeni politik ve askeri kurumlarının ısrarla uyguladıkları soykırım politikasının bölgede oturan diğer halklara karşı uyguladıkları faaliyetleri ve yöntemleri hiç de yeni bir durum değildi. Bu yöntemler ortaçağ kurumlarının, özellikle de “İsa” cizvit tarikatının fikirlerinin aynısı idi. Bu metodlara göre amaca ulaşmak için en ahlaksız usuller; i ira, riyakarlık, ikiyüzlülük, yalancı şahitlik vs. kullanılabilir. Ha a en ağır cinayetler; terör ve sivil halkın kitle halinde katledilmesi de kabul edilebilir. Böylelikle, İsa’nın adı ile kötülükler yapıldı. Mesih’in tüm öğüt ve nasihetlerine ihanet edildi.

Tarihte sıkça yapılmış modern teorisine dayanan yukarıda adı geçen yöntem ve kanunlar “Taşnaksütyun” Partisi’nin tüzüğünde kaydedilmiştir. Kesin olarak bu tüzüğün

5. maddesi (147-151) ısrarla silahlı eşkiya gruplarının organize edilmesine, 155. 156. ve 157. maddeleri ise Ermeni olmayan diğer halklara karşı açık şekilde politik teröre ve sivil halkın kitle halinde katledilmesine davetiye çıkarıyor. Bir [222] süre sosyalist devrimcilerinin pankartlarını kullanarak gaddar milliyetçilerin politikasını kabul eden “Taşnaksütyun” Partisi, yalnız komşuları olan Türklere ve Azerbaycanlılara karşı değil, kendi halkından olan, onlara ka tıl mayan kişilere karşı da acımasız olmuşlardır. “Taşnaksütyun” Partisi’nin terör politikasına karşı çıkan yüzlerce Türkiye Ermenisi de kendi soydaşları tarafından vahşicesine katledilmişlerdir.

1912 yılında Taşnaklar sersemce ve hayali olan “Kara Deniz’den Hazar Deniz’ine kadar Ermenistan“ planlarından vazgeçtiler. Uyarmak amacıyla Rusya İmparatoru’na müracaat eden A. Griboyedov mektubunda şöyle yazıyordu: “Ülyahazret! Ermenilerin Rusya’nın merkez arazilerine yerleşmelerine izin vermeyin. Onlar öyle bir kabiledir ki, birkaç yıl sonra tüm dünyaya sonradan yerleştikleri arazilerin eskiden onların dede babalarına mahsus olduğunu haykıracaklardır.” (Грибоедов А.С. Письма и записки. Баку, из. Маариф, 1989 г.) Bu kibirli planın birinci aşaması “etnik temizleme” politikası idi. Ermeni liderleri açık şekilde Ermenistan’da yalnız Ermenilerin yaşamalarını talep ediyorlardı. Bu talebe şunu da ekliyorlardı ki, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye arazileri “Büyük Erme nis tan’ın” kadim arazisidir. Bu ülkelerin tarihi-kültürel anıt ları, gelenekleri, milli servetleri, neleri varsa, “ülyahazret” Ermeni halkına mahsustur. Bu nedenle ünlü Gürcü yazarı ve fikir adamı İlya Çavçavadze: “Ermeniler Gürcülere mahsus olan eski mabed ve manastırlardan tüm Gürcü izlerini silerek mahvediyorlardı. Ha a taşların üzerindeki Gürcü izlerini kazıp siliyor, ya da çıkararak Ermeni yazıları olan taşlarla değiştiriyorlardı… Onlar 20. yüzyılda olduğu gibi şimdi de Uydurulmuş Tarihte “Ermeni Soykırımı” [223] aynı işlerle uğraşıyorlar. Ermenilere göre Gürcistan, Gürcistan değilmiş, eski, kadim Ermenistanmış.” (И. Чавчавадзе. Собр. С в Х т., VIII. Тбилиси, 1957 г.)

Tam zamanında Ermenilerin milli karabasmaları ile ilgili yeni bir örnek: “Hiç kimse bilmiyor ki!.. Gürcü knyazlarının soyundan olan Çavçavadzelerin soyu eski zamanlarda “Çavçayan” soyadından gurur duyan, kadim soy bağları olan Ermeni soyu imiş!!! (“Metsamor” gazetesi, Yerivan, 2004. y. №6)

Daha enteresan bir örnek: 2001 yılında Ermeni asıllı Rus politikacısı Andronik Migranyan “Eho Моskvı” (Moskova’nın yankısı) radyosuna röportaj verirken tüm dünyada hayret uyandıracak yeni gerçekleri açıklamıştır: Güya Gürcistan’ı Ermeniler kurmuşlardır. Güya Tiflis kentini de Ermeniler yapmışlardır. Tüm Gürcü çarları hanedanının soy bağları Ermenilere dayanır. Bakın! Sahte Ermeni yazarı Suren Ayvazyan Tiflis kelimesinin güya Ermeni-Rus dillerine ait olan “sıcak yer” anlamına geldiğini söylüyor. “Ama, neden “Rus-Ermeni dillerine” değil de, “Ermeni-Rus dillerine” diyorsunuz sorusuna, şöyle cevap vermiştir: “Çünkü, Rus halkı da Ermeni halkından oluşmuştur.” (С. Айвазян. “Истории России, армянский след”. Москва, 1997 г.)

2007 yılında New York’ta basılmış ve çok ses getiren “Ermeni okuryazarlarının Anti Gürcü Tarihi” kitabının yazarı Gürcistan Demografi Kurumu Başkanı Anzor Totadze 1 news. az ajansının sorularına şöyle cevap vermişti: “Ermenilerin siparişle her gün Ermenilerin yerleştikleri Gürcistan’ın Ahalkalaki bölgesine binlerce nüsha gönderdikleri “Metsamor” gazetesinde milliyetçilik karabasmalarına [224] çare olmuş, epey tanınmış akademisyen Suren Ayvazyan ve tarihçi Manuk Manukyan, Ermeni asıllı Rusya politikacısı Andronik Migranyan ve başkaları bugün de Gürcülere karşı propagandayı desteklediklerini açık şekilde belirtiyorlar. 19. yüzyılın Ermeni okuryazar bilginleri Artsuruni, Patkanov, Hudabaşov’un takipçileri oldukları için onların ardından gidiyorlar. Ermeni okuryazar bilginlerinin fikrine göre şimdiki Gürcistan ve Azerbaycan da kadim Ermenistan arazisine ait imiş.”

Profesör daha sonra, Ermeni “bilginlerinin” Gürcü halkına ait tarihi kültürel örneklerin, keza tarihi gerçekliklerin çirkinleştirilmesine yönelmiş birçok faaliye e bulunduklarını belir i. Tüm bunlardan kurtulmak için vakit kaybetmeden Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye araştırmacılarının eserlerini yabancı dillere çevirip, yabancı ülkelerde, özellikle de Batı’da yaymak gerekiyor. Ermeniler tarafından çirkinleştirilmiş ve değiştirilmiş her tarihi gerçekliğe hemen tepki göstermemiz gerekiyor. Batı’da İngilizce yayınlanan dergilerde güya M.Ö. 19. yüzyılda basılmış Ermeni parasının, Rusya bilginlerinin araştırmaları sonucunda 12-13. yüzyıllarda Azerbaycan’ın Atabeyler Devleti tarafından basılmış para olduğunu açığa çıkar ıklarını yayımlamak çok uygun olurdu!!!

Gürcü-Ermeni ilişkilerinin yakın tarihinden birkaç örnek gösterelim ki, Ermenistan, Azerbaycan’ın ve Gürcistan’ın tarihi ve ezeli topraklarından el çeksin, Ermeni okuryazar bilginleri ise “jeopolitik” opusta ağızlarını kapatsınlar. 1918-1920 yıllarında Gürcü-Ermeni ilişkilerinde sınır sorunu en önemli sorun idi. Gürcistan’ın Güney bölgeleri, Ermeni mil- [ 225] liyetçileri için yağlı bir lokmaya benziyordu. (Д. Л. Бердзенишвили. “Ахалкалаки”. “Артануджи”, № 7, 1998 г.) “Büyük Ermenistan” kurmanın hayallerine kapılmış O. Kaçaznuni, bir darbe ile arazi sorununu çözmek için birkaç defa Gürcistan’ın başkentini işgal etmeye çabalamıştı. (N. N. Jordaniya. “Eski günlerim” (Hatıralar), Paris, 1953 y .)

5 Haziran 1918 yılında, Gürcistan ve Ermenistan bağımsızlığını ilan e ikten sonra, Gürcistan hükümetinin savunma bakanı Georgadze’nin “Borçalı bölgesinin durumu ve Gürcistan devletinin sınırlarının ayarlanmasının gerekliliği” ile ilgili konuşması dinlenildi. Bakanın konuşmasından sonra hükümet şu kararları kabul e i: “Milli Savunma ve İçişleri bakanları, bugün oluşmuş sınırların korunması için Borçalı, Signah ve Tiflis şehirleri sınırlarına askeri kuvvetlerin yerleştirilmesini sağlamak ve aynı zamanda sınırları detaylı bir şekilde araştırmak için komisyon organize etmesi için görevlendirildi.” (ЦГИГАГ.Ф. 1864 г, оп. №1, д. № 17, л. 9.)

Üç gün sonra, yani 8 Haziran 1918 yılında, Gürcistan’ın başbakanı Almanya askeri delegasyonu başkanına, Kaf kaslarötesi demir yolları ha ını kapsayan arazilerin, Kür nehri üzerindeki köprüye kadar, Aleksandropol ha ından Karaklis ve Şagali istasyonları arasında yer alan tünele ka – dar olan arazinin hükümet tarafından kontrol edilmesi ile ilgili emir verdiklerini bildirildi.

Ama Gürcistan hükümetinin bu emri Tiflis’te faaliyet gösteren Ermeni Milli Birliği tarafından protesto edildi. Ermenilerin bu olayla ilgili protestosu “Borba” (Mücadele) gazetesinde yayımlanmıştı: “Ermeni Milli Birliği, Gürcistan ve [226]Ermenistan Cumhuriyetleri, sınırlarla ilgili henüz bir anlaşmaya varamadıkları içindir ki, Gürcistan hükümetinin 1783 yılında Rusya ve Gürcistan arasında yapılmış anlaşmaya
dayanarak Tiflis – Aleksandropol demir yolundan Karaklis ve Şagali istasyonları arasındaki tünele kadar olan arazileri Gürcü birlilkleri tarafından tutulmasını ve sınırları kendi lehine genişletmesini protesto ediyor. Sınırlarla ilgili Gürcistan ve Ermenistan Cumhuriyetleri arasında anlaşma sağlanmadan, Gürcistan hükümetinin tek taraflı karar vermesini kabullenmek imkansızdır. Gürcistan hükümetinin bu kararı, de mok ratik prensiplere ve şimdiye kadar Kaasya’da uygulanan halkların kendi kaderlerini belirlemesi prensibine aykırıdır.” (“Borba” (Mücadele) ga ze tesi 1918 y. № 96.) Bu belgelerden de belli oluyor ki, Taşnaklara göre ülkenin bazı arazilerinin Gürcistan Hükümeti tarafından kontrol edil mesi “demokratik prensiplere aykırı imiş” ve kesin olarak Ermenilere kendi kaderlerini belirleme imkanı vermi yormuş. Ermenistan hükümeti ve Ermeni Milli Birliği, sınırların tarihi temellere dayanarak belirlenmesinin güya Er menistan Devleti’nin bir başka coğrafi arazide mevcutluğuna tehlike olduğundan dolayı kesin olarak karşı çıkıyorlardı. Taşnaklar bu şekilde Gürcistan hükümetinden, asırlardan beri Ermenilerin topraklarını “işgal e iklerini” itiraf etmelerini talep ediyorlardı. Sonuçta 10 Haziran 1918 tarihinde sabah saat 4’te Ermeni ordusu haber vermeden Gürcistan sınırlarını geçti. Fakat amaçlarına ulaşamadılar. Aralık ayının sonlarında Gürcü ordusu tüm cephe ha ı boyunca ilerleyerek Ermeni ordusunu darmadağın e i. Cephe bölgesinde kalan Ermeni birlikleri ise panikle geri çekiliverdiler. Gürcü ordusunun ilerleyişi hızla [227] devam ediyordu. Ermeni askeri birlikleri darmadağın edilmiş, Erivan’a giden yol tamamıyla açılmıştı. Gürcülerin başarılarına rağmen her zaman olduğu gibi bu defa da mü efikleri olan İngiltere ve Fransa, Ermenilere yardıma koşarak Gürcü or dusunun ilerlemesini durdurdular. Ermenilerin “vasisi” olan İngiltere hükümeti, Gürcistan hükümetine ültimatom vererek, onlardan hemen askeri operasyonları durdurmalarını talep e i. (Г.Р. Мар хулия. “Из истории возник но ве ния армянской националистической партии “Даш накцутюн” и ее по литики в отнощении Грузии в 1918-1920 гг.” – “Исторические разыскания” т.II Тб., 1999 г., С. 193)

Bu yüzden de 31 Aralık 1918 tarihinde Gürcü ordusu askeri operasyonları durdurdu. Ama bir gün sonra 1 Ocak 1919’da İngiliz ordusu Gürcistan arazisine saldırarak, Lori ve Borçalı bölgelerini işgal e i. İşgal edilmiş araziyi “Lori tarafsız sahası” ilan e i. Bu sahadan Gürcü birliklerini çıkarmaya başladılar. Nihayet, 10 Ocak 1919 tarihinde Gürcü ordusunun karargahı Tiflis’e taşındı. (Мазниашвили. “Воспаминания”. 1917-1925”, Тб., 1927г.) Savaşın bitmesi, Gürcü ordusunun savaş alanından çıkarılması ve Gürcistan arazisinin belli bir kısmının esası olmadan “tarafsız bölge” diye adlandırılması Gürcistan’ın sosyal ve politik çevrelerini hiddetlendirdi. Böylelikle, 3 Ocak 1919’da Gür cistan Parlamentosu’nun toplantısında S.Kediya şunları söylemişti: “Hükümet bizi savunmadı, dünya top lumu da zafer kazanmamıza imkan vermedi.” Gürcistan Parlamentosu’nda temsil olunan gruplar ciddi şekilde kendi protestolarını ve hoşnutsuzluklarını bildirdiler. Ama ülkeyi yönetenler onların tam aksine hareket e iler. Bu olayla ilgili N. N. Jordaniya [228] şunları söylüyordu: “Eğer savaş arazi sorununu çözemiyorsa, o zaman problem politik yöntemle çözülmelidir. Buna rağmen savaş yine de devam ederse, buna savaş değil, öç almak denir.” (ЦГИГАГ, Ф.1864, оп. №31, п. 161) Sulh anlaşmasının yapıldığı için 3 Ocak’tan 5 Ocak’a kadar parlamentoda tartışmalar ve görüşmeler devam e i. Nihayet, hükümetin teklifi ezici oy farkıyla kabul edildi.

 İngiliz-Fransız misyonu himayesiyle Tiflis’e gelen Ermeni delegasyonu ilk önce general Cordaniya, daha sonra general Uoker ile görüştü. Bu taktik toplantılarda gelecekte düzenlenecek Ermeni – Gürcü konferansıyla ilgili sorunların görüşülmesi ve tartışılması prosesine Albay Şardiniya ve Yüzbaşı Gasfeld de aktif olarak katılmışlardır. İ. Şahdin: “Taşnaklar mü efiklerin komutanlığından kendileri için faydalı olacak bilgileri önceden öğrenmek istiyorlardı. Ama bu kez bunu başaramadılar. (И.Шахдин. “Дашнакцутюн” на службе русской белогвардейщины и английского командования на Кавказе, Тифлис, 1931 г.) İngiliz ve Fransız temsilcileri Ermenilerin iddialarının asılsız olduğunu bildirdiler. Bunun sonucunda Ermeniler, Gürcü diplomatları ile problemin çözülmesinde objektif olmak zorunda kaldılar.

“Büyük Ermenistan’ın” kurulmaması tehlikesinin var olduğu düşünülüyordu. Ama hayır! 10 Ağustos 1920’de Sevr anlaşması yapıldı. Anlaşmanın 89. maddesi, Türkiye-Ermenistan sınırlarının Erzurum, Trabzon, Bitlis, Van illerini içine alacak şekilde çizilmesini öngörüyordu. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu arazisinin demilitarizasyon edil me si ve gelecekteki Ermeni Devleti’nin denize çıkışının sağlanması için ABD cumhurbaşkanının hakem olarak tayin edilmesi [229] taraflarca kabul edilmişti. Buna bağlı olarak, 92. madde de Ermenistan’ın Azerbaycan ve Gürcistan’la sınırları, tarafların kendi aralarındaki anlaşmalarla belirlenecektir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde son kararı mü efikler verereceklerdi. Böylelikle, gelecekte Erme nis tan’a Doğu Anadolu’nun bazı illeri verilerek, sınırları Erzurum, Trabzon, Bitlis ve Van illerin de kapsayacaktı. Er me nistan ancak bu yolla Kara Deniz’e çıkış kazanabilirdi. Sonuçta Avrupalı diplomatlar “açık yüreklilikle” yabancı devletlerin topraklarını daraltarak Ermenistan “arazisine” yer açıyorlardı. Antanta devletleri Kars’ı Ermenistan’a vermekle Erivan ilinin bir kısmını da geri veriyorlar. Ama Taşnaklar tüm bunlara rağmen memnun kalmıyorlardı. Onlar Antanta’dan Karabağ’ı ve “Lori tarafsız bölge” bekliyorlardı. (“Армянский вопрос на Лозаннской конференции”, Тифлис, 1926 г.)

Bütün bunlar olup biterken Türkiye’de halk isyanları başlamıştı. Ülkeyi Batı devletleri orduları işgal ediyor, halk işgalcilere karşı örgütlenerek mücadele ediyordu. Türk toplumunun vatan ve yurtseverlik duygusu Türkiye arazisinin parçalanmasına karşı çıkıyor ve bu, kısa bir sürede halk harekatına dönüşüyordu. İşgalcilerin elinde kukla rejimine çevrilmiş Osmanlı Devleti, kısa sürede Mustafa Kemal’in önderliğinde halk tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevriliyordu. TBMM Türk halkının iradesinin temsil eden tek kanuni hükümet ilan ediliyordu. Yeni hükümet, memleketi işgalcilerden kurtarmak ve bağımsız, egemen devlet kurmak görevini üstleniyordu.

20. yüzyılın 20. yıllarında uluslarası arenada zor durumda kalan Sovyet Rusya’sı kendi iç problemlerinden dolayı Türkiye’ye  [230] karşı anti İngiliz ve anti Fransız pozisyon alamadı. Rusya yeni hükümeti tanıdı. Ve Türkiye’ye silah yardımı yaptı. Antanta’nın yeni kurulmuş Ermenistan arazisinin geniş le tilmesiyle ilgili planları tehlikeye girmişti. Ermenilerin kutsal amaçları, konjektöre kurban verildi. O an için Ermeniler Bolşeviklerin umurunda değildi, Kremlin hayalperestleri dünya devrimine, özellikle de Doğu’da milli bağımsızlık harekatına başkanlık edecek halk olarak Türkleri görüyorlardı.

Türkiye’de milli bağımsızlık harekatının tepkisiyle karşılaşan İngiltere, Ermenileri Türkiye’ye karşı kullanmaya karar verdi. Sovyet Rusyası’nın pozisyonuna rağmen A. Ogadcanyan hükümeti provakasyona gidiyordu. Ellerinde Sevr anlaşması olan Taşnaklar ordularını Türkiye içlerine soktular. Taşnakları Türklerle karşı karşıya getiren İngilizler, Ermenileri kışkırtmayı da unutmadılar. Tüm bu olayların içinde olan Mustafa Kemal Paşa hatıralarında şöyle yazıyordu: “Ermenileri takdir eden İngilizler onların (yani Ermenilerin-red.) isteği ile Müslümanlarla ilişkileri gerginleştirmeyi, bizleri ise onları yok etmeye tahrik ediyorlar. Onları yenilmez diye adlandırıyor, bizlerin Ermenilere karşı koyarak, komşulara karşılık vermemizi, öç almamızı istiyorlar.” (В. С. Завриев. К новейшей истории Северо-Восточных вилайетов Турции, Тб., 1947 г.)

24 Eylül 1920’de Ermeni-Türk savaşı başladı. Askeri operasyonlar başladığında Türk Hükümeti Taşnaklara barış görüşmelerine başlamayı, problemi savaş değil, barış yoluyla çözmeyi teklif e i. Ama Taşnaklar Türklerin teklifini redde i. Bununla ilgili O. Kaçaznuni şöyle yazıyordu: “Biz zafer kazanacağımızdan emin olduğumuz için savaştan  [231] korkmuyorduk. İngiliz silahları ile mükemmel silahlanmış ve çok güzel donatılmış ordumuz vardı… Hepimizin gözleri Sevr anlaşmasının başarısından dolayı kör olmuştu.” (О.Качазнуни. “Дашнакцутюн, больше ничего делать”. Тифлис, 1927 г.) Ermenistan devletinin barış görüşmelerini reddetmesinden sonra Türk ordusu hücuma geçti. Ama “mükemmel silahlanmış ve çok güzel giydirilmiş” Ermeni ordusu geri çekilmeye başladı. Türk ordusu birkaç bölgeyi aldıktan sonra Gürcistan sınırlarına yaklaştı. Bu durumda Gürcistan hükümeti Ermenistan hükümet başkanlarından geçici bir süre için “Lori Tarafsız Sahasını” Gürcü ordusu için açmasını rica e i.

Ermenistan hükümeti geçici bir süre için Gürcistan’a karşı olan nefretinden de vazgeçerek, 13 Kasım 1920’de Tiflis’te Gürcü ordusunu “Lori Tarafsız Bölgesine” sokmak için iki devlet arasında anlaşma yapılmasını kabul e i : “Gürcistan devletinin isteği üzerine Ermenistan ordusunun tarafsız bölgeye geçmesine izin verildi. Gürcistan ordusunun tarafsız bölgeye geçmesi, bu araziyle ilgili hiçbir kanunu değiştirmez… Gerektiği zaman tarafsız bölgeye 10 bin Ermeni göçmeni bırakılacaktır…” (Г.Р.Мархулия. “Территорильные претензии дашнаков и т.н. вопрос “раз дела Армении” в политически х кругах Турции, Грузии и Азербайджана”, кн. “Исторические разыскания. Абхазская организация”. Т. VI, Тб., 2003 г.)

Yukarıda adı geçen anlaşma sağlandıktan sonra “tarafsız bölgeyi” koruyan Ermeni askeri birlikleri cepheye gönderildiler. Kasım ayının ikinci yarısında Ermeni ordusunun panikle kaçışından sonra Kazım Karabekir Paşa ordusuyla [232]birlikte muzaffer şekilde Aleksandropol kentine girdi. Bu durumda görevde kalamayacağından dolayı A. Ogadcanyan hükümeti istifa e i. Kısa bir sürede S. Vratsyan’ın başkanlığı ile Taşnak ve Eserlerden oluşmuş yeni hükümet kuruldu. S. Vratsyan’ın kendisi Rusperest olduğundan Eserler ve Ermeni Bolşevikleri ile sıkı ilişkileri vardı. Bu yüzden de Bolşeviklerin başarılı olması halinde hükümetin onlarla anlaşacaklarını ümit ediyordu.

Türkler ilerledikçe Antanta devletleri Ermenilere karşı ilgisiz davranıyorlardı: “Biz Ermenilere yardım etmekten için her türlü yöntemi kullanıyoruz, ama henüz hiçbir başarı kazanamadık.” (A. Actavaratsyan. “İ ihad – Taşnak İlişkileri”, “Ayrenik” (“Vatan”-red.) dergisi, Erivan, 1964 y. № 12) Böyle bir zor durumda 26 Kasım 1920 tarihinde Taşnaklar Sevr anlaşmasında yer alan bazı arazilerden de imtina etmekle ilgili deklarasyonu imzaladı.

Kendi amaçlarına ulaşmak için her dakika mü efiklerine ihanet etmeye hazır olan Ermeniler politik durumdan faydalanarak sürekli değişebiliyorlardı. Onlar hem Rusya devletine yaltaklanıyor , hem de aforoz ediyorlardı. Ermeniler “büyük demokratik milletlere”- İngiltere ve Fransa’ya sesleniyor, aynı zamanda onları “kara ihane e” suçluyorlardı. Onlar Kayzer Almanyası’nın elini, eteğini öpüyor, ama sonra onları “Tevton Varvarları” diye adlandırıyorlardı. Taşnakların geçici mü efikleri arasında Bulgarlar, Sırplar, Makedonyalılar, Kıbrıslı Rumlar, Azerbaycanlı Se ar Han’ın isyancıları, Genç Türkler, Rusya ve Gürcü Menşevikleri de vardı. Taşnaklar onların çoğuna önceden çok vaadler veriyor ve sonra ayrı düştüklerinde her birine [233] ihanet ediyorlardı. Yeni “maceraya” başlayan ve başarısızlığa uğradıklarında kendi belalarını mü efiklerinin üzerine yıkarak kaçıyorlardı.

Bir kaç yıl sonra, 29 Kasım 1920’de Ermenistan’da Sovyet hükümeti kuruldu. Hükümet değişikliği Ermeniler için çok emsalsiz oldu ve orada çok karışık olaylar meydana geldi. Muzaffer Kızıl Ordu’nun bazı birlikleri ancak 4 Aralık’ta Erivan’a girebildi. Şüphesiz ki, “politik planların ilerlemesinin” Taşnakların sonraki kaderinde büyük etkisi oldu. Eski hükümetin devrilmesine, yenisinin kurulmasına rağmen ortalığı karıştıranlar her zamanki gibi yine de önemli görevlerde temsil olunuyorlardı. “Taşnaksütyun” Partisi liderlerinden O. Kaçaznuni sonradan şunları söylemişti: “Partimiz talep olunan ve gereken ne varsa her şeyi yaptı… Bir parti, bir hükümet olarak her türlü çabalarımıza rağmen şimdi çıkmazda bulunuyoruz. Eğer Bolşevikler geç kalsaydılar, onları çağırmamız gerekiyordu. Çünkü, gücümüzü kaybetmiştik, ülkede yerimize geçecek başka bir güç kalmamıştı.” (О.Качазнуни. “Дашнакцутюн, больше ничего делать”. Тифлис, 1927 г.)

2 Aralık 1920’de Bolşevik–Taşnaklar Kemalist Türkiye ile Aleksandropol barış Anlaşması yaptılar. Böylelikle, ağır şekilde yara alan, Türkiye ile girdiği savaşın sonucunda kendi halkını mahva götüren Taşnaklar, politik alandan çekilmek zorunda kaldılar. Onlar yerlerini yeni patronları olan; tıpkı kendileri gibi gaddar, prensipsiz, yırtıcı ama daha güçlü, halkları ve kitleleri aldatacak kadar kurnaz ve hilekar olan Bolşeviklere bıraktılar. Ermenistan’ın sov yetleş tirilmesinden sonra Erivan’da S. Kasyan’ın başkanlığında [234] Askeri Devrimci Komite kuruldu. Acil olarak Ermenistan’ın Dışişlerden Sorumlu Halk Komiseri tayin edilen A.Bekzadyan 7 ve 10 Aralık 1920 tarihlerinde Gürcistan’ın Dışişleri Bakanlığı’na “Gürcü ordusunun kısa bir zamanda Lori Bölgesi’nden çıkarılması ile ilgili” nota gönderdi. (ЦГИАГ. Ф, 1836, оп. №1, д. № 200, л. 9.)

Görüldüğü gibi eski isteklerin yeni tarzda, yeni yöntemde gerçekleştirilmesi için mücadeleye başlanıyor. Gürcistan Hükümeti, Sovyet Ermenistanı’nın talebini reddediyor. 30 Aralık 1920’de Sovyet Ermenistanı, Gürcistan hükümetine bu konuyla ilgili yeni nota gönderiyor: “Türkiye ile aramızdaki savaş sırasında Gürcü ordusu, tarafsız bölgeyi işgal etmişti. 10 ve 12 Aralık 1920 tarihli cevaplarınızla bizim talebimizi reddediyor ve diyorsunuz ki, 13 Kasım tarihli Taşnaklarla yapılan anlaşmaya göre tarafsız bölge size verilmiştir. Ermeni (Sovyet) hükümeti 13 Kasım tarihli Antanta devletlerinin talebi üzerine yapılmış anlaşmayı tanımıyor. Bizim talebimiz tarafsız bölge ile ilgili tartışmayı sona erdirmek ve kadim Ermenistan arazisini geri almaktır.” (ЦГИАГ. ф, 1864, оп, №1, д, «51, л. 26.) Moskova’da Bolşeviklerin Gürcistan’ı işgal etmek için planlar hazırladığından ve işgalden sonra tarafsız bölgenin Ermeni Bolşeviklerine şartsız olarak vereceklerinden emin olan Sovyet Ermenistanı bir daha Gürcistan arazisi ile ilgili yeni bir iddia ileri sürmedi.”

Azerbaycan ve Ermenistan’da Sovyet hükümeti kurulduktan sonra Gürcistan’da açık şekilde Ermenistan, Azerbaycan, Terek, Kuban vb. arazilerin “kurtarılması ve bağımsızlığı” komiteleri faaliyete başladı. Antanta devlet- [235] lerinin ve Gürcistan’ın desteğiyle Ermenistan’da sovyet hükümetine karşı isyan hazırlandığında olan Taşnaklar, Ocak 1921’de Tiflis’te konferans düzenlediler. (ЦГИАА. Ф,
37, оп. №1, д. №27, л. 116) Bu hareketler, Bolşeviklere “Gürcistan’ın gerçekten de Orta Doğu’nun devrime karşı uluslararası karargahına çevrildiğini” düşündürüyordu. Böylelikle, Bolşeviklere göre Gürcistan’ın işgali ve sov yetleştirilmesi kaçınılmaz idi. (Н.Е.Дарсания. “Была ли неизбежной насильственной советизация Грузии”, – “Исторические разыскания”. т. I, Тб, 1998 г.) Bunun sonucunda Gürcistan’ın hükümet başkanlarının Bolşeviklere karşı mücadelede destek bulma çabaları boşa çıktı.

1921 yılı Şubat ayının 11’ini 12’sine bağlayan gece, Kızıl Ordu Gürcistan sınırlarını geçti. Moskova radyosu Gürcistan’da isyan çıktığını, Kaasya radyosu ise Sovyet Ermenistanı’nın Borçalı bölgesinin onlara verilmesi talebiyle Gürcistan’a saldırdığını duyurdu. (N. N. Jordaniya. “Eski günlerim” (Hatıralar), Paris, 1953 y .)

Bu kanlı savaşlarda Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti ordusu, giderek güçlenen Kızıl Ordu’yu durduramadı. 25 Şubat 1921 tarihinde Gürcistan’da sovyet hükümeti kuruldu.

Gürcistan’da sovyet hükümeti kurulduktan sonra Rusya Komünist (Bolşevikler) Partisi, (RK(B)PKB) Kaasya Bürosu (Kaf. Büro) üç tane daha Kaaslarötesi cumhuriyetlerin arazi sorununu çözmekle uğraşacaktı. Rusya Komünist (Bolşevikler) Partisi Kaasya Bürosu’nun 2 Mayıs 1921 tarihinde düzenlediği genel toplantıda Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasındaki sınırların belirlenmesi amacıyla S. M. Kirov’un başkanlığında Kaaslarötesi cumhuriyetlerin [236] temsilcilerinden oluşmuş komisyon kurulmasına karar verildi. 25-27 Haziran 1921 tarihinde komisyonun Tiflis’te düzenlenen ilk toplantısında, Ermenistan’ın Dışişlerden Sorunlu Halk Komiseri A. Bekzadyan komisyon üyelerine: “Şimdi temeli atılan ve ebedi devam edecek genel görüş birliği ve içten dostluk ilşkileri hatırına Sovyet Ermenistanı’nın durumu çok zor olduğu için onlara, Ermenilerin sık yerleştikleri bölgelerde uysallık ve lütuarlık gösterilmesi gerektiğini” dikkate almalarını söylemişti. (ЦГИАА, Ф, 128, оп, №1, д. №1420, л,15) Ermeni Taşnaklarıyla aynı olan sahtekar Ermeni Bolşevikleri, kendi amaçlarına ulaşmak için ecdatlarından da yüzsüz numaralar çeviriyorlardı. “Arkadaşlık” ricasının sonuna Bek – zadyan şunu da ekliyordu: “Moskova’da Stalin ile görüştüğünde o da bu konuyla yakinen ilgilenmişti.” (ЦГИАА, Ф, 128, оп, №1, д. №1420, л,15-16) 26 Haziran 1921’de Azerbaycan delegasyonunun da desteklediği Gürcistan delegasyonu arazi konusunda kesin olarak razılık göstermeyeceklerini bildiriyordu. S. M. Kirov da bu konuda onlarla hemfikirdi. Böylelikle, Kaaslarötesi Sovyet Cumhuriyetleri arasında sınır sorunu çözülmediği için Ermenistan temsilcisi Bekzadyan, problemi Rusya Komünist (B) Partisi Merkez Komitesi Kaasya Bürosu’nun çözmesini teklif e iği için genel toplantı ertelendi.

7 Haziran 1921’de Rusya Komünist (B) Partisi Merkez Komitesi’nin genel sekreteri İ. V. Stalin’in de katıldığı RK(b)PMK’nin Kaasya Bürosu’nun genel toplantısında “Lori Tarafsız Bölgesinin” Sovyet Ermenistan’ı arazisi ile birleştirilmesine karar verildi. Ahalkalaki bölgesinin problemi- [237] nin görüşülmesi Gürcistan K(b)P MK’ye havale edildi. Alınan karar sonradan RK(b)PMK’nin Kaasya Bürosu’na bildirilecekti. (L. Toidze “25 Şubat’tan Sonra”, Tiflis, 1990 y.) Gürcistan K(b)P MK’de 16 Temmuz’da Kaasya Bürosu’nun “tarafsız bölgenin” Ermenistan’a verilmesi kararını onayladı. Aynı zamanda Gürcistan K(b)P MK, politik açıdan Ahalkalaki (Cavahetiya-red.) bölgesinin Tiflis’le ekonomi ilişkilerinin çok önemli olması sebebiyle adı geçen bölgenin de Ermenistan’a verilmesine karar verdi. (С.В. Хармандарян. “Ленин и становление Закавказской Федерации”, 1921-1923, Ереван, 1969 г.)

Tüm bunlara rağmen, Ermenistan taleplerinden vazgeçmiyordu. Ermenilere elaltında bulunan yardımcılarından başka, her zaman devrim “ateşiyle yanan”, milli değerlerini ve kutsal vatan duygusunu yakarak kaybetmiş “Enternasyonalist Gürcüler” de destek oluyorlardı. 1922 yılında Gürcistan hükümetine yeni bir proje sunuldu. Bu projeye göre Cavahetia’nın, yani Ahalkalaki’nin büyük bir kısmı sonradan “Ermenilerin sadece kendi yönetimini” (muhtariyetini-red) kurmak için Borçalı bölgesiyle birleşmeliydi. O zaman İ. Cavahaşvili hükümeti, tarihi bir yanlışlık yapmamak için şöyle yazıyordu: “Bu plan, Gürcistan’ın çok önemli iki şehrinin ustalıkla Ermenistan’a verilmesinin ilk adımıdır. İnanıyorum ki, bunun devamında mutlaka ikinci adım da atılacaktır. Yeter ki, Taşnakların hazırladıkları yeni harıtaya göz atın. O zaman göreceksiniz ki bu, eski amaçlara ulaşmanın yeni bir yöntemidir.” (Доклад И. Джавахаташвили правительсту Грузии. 1926, ЦГИАГ, ф. 476, оп. №1, д. №6, л. 82-111) Ermeniler bundan sonra da yeni projeler üretmişlerdi. Cavahaşvili konuşmasında, ikinci projeyle ilgili: “Cava– [238] hetiya’nın Gürcistan’dan ayrılarak özerklik kazanması ile ilgili iki kelime söylemek istiyorum. Tüm söylenenlerden sonra bu sorunun nereden çıktığı belli oluyor… Eğer eski Rusya rejiminin Gürcistan üzerindeki hakimiyeti Gürcü halkının ilgisini çekmiş olsaydı, Rus ve Ermeni me murlarının politikası sayesinde boş Gürcü topraklarını yalnız Ermeniler ve Ruslar elde edebilirlerdi. Acaba şimdi bu mümkün müdür? Gürcü halkı için hayati önem taşıyan değerlerin bu projeye kurban verilmesi doğru mudur?.. Bu, o kadar akıl almaz ve asılsızdır ki, Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (GSSC) bundan sonra da yalnız bu değil, bu tip projelerin gerçekleştirilmesine imkan vermemelidir.” diyordu. (Aynı konuşmadan.)

Ama, Kömunist Partisi son sözünü söyledi! Böylelikle, Sovyet Gürcistanı savaşsız ve mücadelesiz, arazisinin Güney bölgelerinin bir kısmını Ermenistan’a vermek zorunda kaldı. O nedenledir ki, adı geçen arazilerde artık “ne zaman” olduğu bilinmese de çok az sayıda Ermeni yerleşmiş! Eski Ermeni prensibi olan: “önceden bir avuç gelip, yerli halkı sıkıştırıp sonradan “Ermeni toprağı ağacı” gürültüsünü koparmak prensibi ürün vermeye başladı.”… Gürcistan arazisinin 381 km. karesi ayrılarak Sovyet Ermenistanı’na verildi. Zaten şimdi komşuların toprakları ve geçmişte onlara yer veren kişilerin, sonradan suçsuz olarak dökülen kanları üzerinde Ermeni devleti kurmak olurdu!!! Ermeni Komünistlerinin safçasına Gürcistan arazisinin belli bir bir kısmını “geçim haklarından mahrum edilmiş, sıkıntı çeken, zavallı” Ermenistana vermekle ilgili çok heyecanlandırıcı iddiaları, bir zamanlar egemen olan proletar [239] enternosyalizminin ideolojisinde ve tek devlet konsepsiyonunda, milli belirtilerden uzak (yani tek sovyet milleti içinred) bir toplumun geçici dönem ülküsünde yerleştirilmişti. Bir gerçeği açıklamamız gerekiyor; Gürcistan Komünist Partisi birinci sekreteri Lavrenti Beriya tüm bu taleplere son vermek için, kendi makam odasında milliyetçe Ermeni olan meslektaşını tehlikenin gerçek olduğunu kanıtlamak için kurşunlamıştı. (Г. Р. Мархулия. “Армянский вопрос в прошлом и настоящем”. “Вестник”, Тб., 2007г.)

Bilginler tarafından kanıtlanmıştır ki, Ermeniler evlatlarını çok erken yaşlarından itibaren deniz sevdalısı olarak eğitiyor, sonradan ise oseanografiye alıştırıyorlar. Hasretle gözlerini dalgasız deniz resimlerine dikerek büyüyen bu minik kuşcağazlar, bir gün bir araya gelerek çeşitli memleketlerin arazilerinde olan denizlere çıkmak isteğiyle kumpanyalara başlıyorlar. Nedense, bu bana yumurtadan çıkan kaplumbağaların denize bilinçsiz, içgüdüsel kitle halinde yürüyüşünü hatırla ı. Böylelikle, Sevan Gölü’nde “yerleşen” Ermenistan’ın kudretli “deniz kuvvetleri”, bir gün Akdeniz, Hazar Denizi veya Kara Deniz’in bilinmeyen kıyılarını işgal etmeye kalkışacaklardı.

Çocukları kasıtlı şekilde gerçekleri reddederek eğitmek, Ermeni milliyetçi propangandasının en önemli özelliğidir. Bu hareketleri ile Ermeniler aynı zamanda halkın her tabakasını kapsayan geleceğin yeni ve daha mükemmel propagandacılarını yetiştiriyorlardı. Karanlık, cahil kitle için daha sade kanıt ve yöntemler buluyor ve Karabağ’ın, Cavahetia’nın güya Ermenistan’ın ezeli toprakları olduğu ile ilgili çeşitli söylentiler yayıyorlardı.

[240]
Ermenilerin Hazar Denizi’ne çıkışıyla ilgili hazırladıkları “Karabağ Politikası” yürüyüşü iflas e i. Ama Ermeni avcı kruvazorlarının, atom gemilerinin Kara Deniz kıyılarına yürüyüşü hala faaldir. Erivan “rıhtımında!!” oturan “ruh hastalarının” fikrine göre Ermenilerin Kara Deniz’e yolu Cavahetia’dan geçiyor. Bu konuda Ermenilerin amaçlarının onların mü efiklerinin jeopolitik çıkarları ile aynı olduğu hiç de sır değil. Ermeniler her zaman Abhazaların yaptıkları gibi Gürcistan’a karşı silah kullanmaya hazırdırlar. Ama Erivandakiler şunu iyi biliyorlar; eğer olaylar başarısız gelişirse şüphesiz ki, Azerbaycan ve Gürcistan’ın tarihi arazilerine kurulmuş Ermenistan devletinin sonraki kaderi de tehlikeye girecektir. Eğer misafirperver Gürcü haklı her ne kadar “Deniz Ermenistanı” temsilcilerine kendi arazilerine yerleşme imkanı vermişse de, Erivan’a o arazilere demir atmak ve orada Ermenistan bayrağını yükseltmek imkanını vermeyecektir. Bu teşebbüs ve denemeler, Birinci Dünya Savaşı zamanında hayların Türkiye arazilerinden çıkarılmalarına neden oldu. Bu olayların suçlusu Ermeni provakatörleri idi. Yüz yıl önce Azerbaycan ve Gürcistan arazilerine yüz binlerce Ermeni göç e i. Zaman geçti, şimdi göç edenlerin evlatları dünya toplumuna güya “tarihi Ermenistan’da” otur duklarını çok güvenli bi şekilde kanıtlamaya çalışıyorlar. Ermenistan’ın hiçbir zaman denize çıkışı olmamış ve olmayacaktır da! Coğrafi yönden Ermeni halkı çok şanssızdır.

Bu yüzden de “Ermeni armadasının” okyanusları yararak geçmesiyle ilgili büyük planların hazırlanmasına hiç ihtiyaç yoktur. Yukarıda söylediğimiz gibi şimdiki Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ın tarihi arazilerinin [241] yerinde kurulmuştur. Kaldı ki, 1918 yılında “iyi niyet gösterisi” olarak Azerbaycan ve Gürcü politikacıları, Ermenilere tarihi illerinin bir kısmını, 1921 yılında ise “eli açık!!”Bolşevikler onlara daha çok arazileri hediye etmişlerdi.

2008 yılı Rus Gürcü çatışması, Ermeni toplumuna ümit veren bir mutluluk yaşa ı. O vakit Cavahetia bölgesinde oturan Ermeniler silahlanarak Gürcistan’a saldırmaya hazırdılar, ama ümitleri boşa çıktı. Şimdi tüm Ermeni toplumu ve Ermenistan hükümetinin bu konudaki beklentisi devam etmektedir. Belki de hayal e ikleri muhtemel bir Gürcistan yenilgisi onlara Kara Deniz’e çıkış imkanı verebilir. Tarih, bir kaç defa eski sovyet topraklarında suni olarak gerçekleştirilmiş komplolarla ilgili şu Gürcü atasözünü doğrulamıştır: “Eğer ayı yardım ederse, köpek kurta karşı zafer kazanabilir”. Bu anlama gelen diğer Azerbaycan atasözünde ise: “Köpek kervan gölgesinde yatar, düşünür ki, kendi gölgesindedir.” deniliyor.

14 Nisan 2005 yılında Erivan’da ülke başkanlığının izniyle, açık şekilde Cavahetia’nın Ermenistan’la birleştirilmesi ile ilgili anti Gürcü gösterisi gerçekleştirildi. Bundan kısa bir zaman önce 14 Mart’ta “Газета СНГ”de (“BDB (Bağımsız Devletler Birliği) gazetesinde”-red.) Mariam Stepanyan isimli bir Ermeni bayanın makalesi yayımlanmıştı. Makalede deniliyordu ki, “Taşnaksütyun” Partisi ile işbirliği yapan Cavahetia’da yeni kurulmuş “Virkis” Ermeni Partisi’nin fikrine göre Cavahetia geçici olarak Gürcistan’ın kontrolünde olmasına rağmen, er geç Ermenistan’la birleşecektir.” Bu konuda Rusya’da faaliyet gösteren Ermeni diasporası da konuya ilgisiz kalmıyor ve “Cavah Di- [242] asporası” adı ile şimdilik geçici olarak Gürcistan’ın içinde; Cavah muhtar vilayetinde, Samthe Cavahetia şehrinin ilan edilmesi için gür sesle bağırmaya başlıyor. 26 Şubat 2010 yılında “Cavah Diasporası” “ARMENİA Today” Haber Ajansının sitesinde çok enteresan bir petisyon sunulmuş bir dilekçe konuyor. Hiç bir hukuka dayanmadan Gürcistan arazilerinin Ermenistan’la birleştirilmesiyle ilgili bu i ira dolu, tahkir edici ve iğrenç yazı “Karabağ sorunu” öncesi Ermenilerin Gorbaçov “babalarına!!” yazdıkları müracaatı olduğu gibi tekrarlıyordu. Bizim belirlediğimiz detaylara dikkat etmenizi rica ediyoruz;

“Biz, Rusya’daki “Cavah Diasporası”, Gürcistan hü kümetinin Ermenilerin güvenliğine acilen garanti vererek CAVAHİA ERMENİLERİNE karşı yürü ükleri iğrenç politikaya son vermeye çağırıyoruz:
 

1. Acil olarak Tsal Belediyesi de dahil Samthe Cavahetia’nın İDARİ TAKSİMATININ terkibine bakılsın.

 

2. Acil olarak Samthe Cavahetia ilinin CAVAHETİYA MUHTAR VİLAYETİ ilan edilmesi için Gürcistan Anayasası’nda değişiklikler yapılsın.

 

3. Cavahetia Muhtar Vilayeti arazisinde ERMENİ Dİ-LİNE BÖLGE DİLİ STATÜSÜ verilsin…

 

4. Gürcistan’daki Ermeni Havari kelisesine HUKUKİ STATÜ verilsin ve laikleştirilmiş ERMENİ mabedleri, kutsal yerleri ve tarihi anıtları geri verilsin.

 

5. Acil olarak Samthe Cavahetia Tsalka bölgesinde polis takiplerine son verilsin ve ERMENİ AKTİVİSTLERİ mahkeme ve cezai sorumluluklarından dolayı serbest bırakılsınlar.
[243]

 

6. Devlet sınırındaki “Bavra” gümrüğünde suni yasaklara ve aynı zamanda Ermeni ders ve edebiyat kitaplarına koyulmuş yasaklara son verilsin. 7. Resmi olarak yalnız Samthe Cavahetia Tsalka bölgesinde değil, tüm Gürcistan arazisinde ERMENİ COĞRAFİ ADLARININ yeniden verilmesi ve aynı zamanda sovyet dönemine kadarki Gürcistan’ın yöresel coğrafi adlarının da geri alınması sorunu çözüme ka – vuşturulsun.

Biz tüm Ermeni sosyal politik güçlerini, Ermeni diasporasını ve toplumlarının temsilcilerini Samthe Cavahetia Tsalka Bölgesi’nde Ermeniliğin sorunlarının çözülmesi, Cavah Ermenilerinin hak ve özgürlüklerinin korunması, adı geçen bölgede kendi DOĞMA VATANLARINI kurmak için her türlü şartın sağlanması için MÜ-CADELEYE çağırıyoruz. (htt p//:armtoday.info)

Güney Kaasya halklarının tarihi ve ezeli topraklarında Ermenistan devletinin kurulmasının kısa tarihi işte böyledir. Fakat kimin toprağında oturduklarını unutan Ermeni halkının yeni “akıl adamları”, yeni araziler elde etmek için çabalıyorlar!

Bugün, geçmişteki yanlışlıkları tekrarlamamak için tarih kitaplarının acı ve kanlı sayfalarını bir daha çevirmeniz, dikkatle okumamız ve mükemmel öğrenmemiz gerekiyor. Bu yalnız, şimdi gerçekleşen olayları anlamamızın değil, geleneksel devlet kurma anlayışımızın da tek doğru yoludur!



2 Responses to “ERMENİ TALEPLERİNİN DEVAMI”

  1. a.sanduxaZe said

    rom ver vgebulobT?

    Like

კომენტარის დატოვება

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / შეცვლა )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / შეცვლა )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / შეცვლა )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / შეცვლა )

Connecting to %s